Wednesday, November 11, 2009

sevgili gunluk

bugun cok acayipti.

Tuesday, November 03, 2009

6 ay once bugun



son dakika hazirlik odasi:

gelin: (gulucuk, saga gulucuk, sola gulucuk) eheh heh he...
damat: papyon gevsek mi?

dunyanin geri kalani: ruju tazeleyelim, kirpikleri ayiralim, parfum sikalim...
g: (gulucuk, daha gulucuk)...
d: bagcigi cok bol, daralttim simdi de yandan metal gorunuyor !
dgk: saci duzeltelim, etegi kabartalim, cicegini sulayalim...
g: (gulucuk, biraz daha gulucuk)...
d: papyonum diyorum !!
dgk: ayyy ayy ay cok guzel... duvagi duzeltelim, ruju tazeleyelim...
g: (gulucuk 32 dis)...
d: cicegi, makyaji, etegi, saci, tokasi basliycam ama. surda bi papyonumuz var o da yamuk duruyor !!!! (konusurken agzinda calkaladigi dis macunlu kutleyi lavabo yerine siyah ceketin ustune tukurur)
g: aglamak istiyorum.
d: (dehset icinde) silinir mi?
g: (saten yakadan beyaz macun kutlesini silerken) cikmiyor, zebra deseni mi versem?
koro: hay bin sicmik.

(muzik: barkovizyon soundtrack)
(fotograf: davetiye zarflari)

Saturday, October 31, 2009

cumartesi

Monday, October 26, 2009

Seyir defteri-Roma

Vatikan topraklarinda insanin kilik kiyafetine dikkat etmesi gerektigini biliyordum. Sort mort giyilmemeli, muzeler meydanlar saygi cercevesinde gezilmeliydi. Bilgiler tamamdi da bilincaltima gore Italya da yazin cicekli ucus elbiseler giyilirmisti...


Muzeleri elden gecirmek uzre meydana dogru yururken sagli sollu insanlarin korkunc sikici kiyafetlerle ilerledigini fark ettigimde artik cok gecti. Uzun pantullar, kollu bluzlarin arasinda iri pembe cicek desenlerinin hakimiyetindeki dizustu elbisemle nokta atislarin hedefiydim. Cok normal olarak iceri alinmayabilirdim. Sen upuzun yollardan koskoca Vatikan'a gel, uc pembe cicek ugruna kapida kal. Olacak is degildi, ancak sitem edip kusmenin de yeri degildi.. Oracikta kot ceketimi bogazima kader ilikleyip, omuzdan lastikli elbiseyi dizaltina indirdim. An itibariyla bavul ticaretcisi beyaz Rustan, Kuran kursu talebesine cark ettim.. Kapi guvenliginde, hamfendi ottunuz, bir de ceketi cikarip gecin deseler yasanacak nezaleti dusunmemeye calisarak sorunsuzca iceri girdim...


Ha girdim iceri de ne oldu.. Ayni ve hatta benzer noktalara 5 dakidan fazla odaklanamayan dikkatimle bir o tavana bir bu tavana, bir o tarihe bir bu tarihe bakarak gezdim. Takribi 10 dakika sonra bunaldim, kutsal kaseyi aramaktan vazgectim, cikisa yoneldim... Suc tamamen bende degil.. Italya genelinde, ayagini carptigin tas, 'tarihim ben lan' diyor ve bu beyanat insani bir sure sonra donuverdigi kosebasinda karsisina cikan dev tapinaga Kucukesat camisiymis gibi davranmaya itiyor..


Roma'yi bir butun olarak muze sayarsak, ki mumkun, Vatikan dahilinde gezdigim muzeler icinde Sistine Chapel'in hakkini vermek lazim. Ben yillardir defter kosesine karaladigim uc kirik cizgiyi sanat diye karsima alip bakarken bir takim insanlarin tavan'da tukettigi omru izlemeye doyamiyor insan.. Bu ne guzellik. Yazinin buraya kadar olan kismini takribi 4 ay once yazmisim ancak gezip gorduklerimi dusunup sekizyuzbesmilyordort fotografi derlerken tikanip drafta atmisim postu sevgili okur. Ilerki bolumlerin fragmani ve SpanishSteps'den sembolik bir fotoyla Roma'nin bu kismini tamamliyorum. Zaten cok bilen degil cok yiyen gezer en cok demisler. Tam olarak boyle dememis olabilirler ama anladin sen. Hadi opt.


Gezi yazilarinda pek yakinda: Roma'da- Spanish steps- Esnaf lokantasi Nino- Roma usulu enginar- midyeli makarna-Trevi Fountain-yagmur falan.

Friday, October 23, 2009

sarisin agacin alti

bu hafta ofise giden butun yollari bu agacin altindan gecirdim. sonbahari muhtesem bir sehirde calisip ilkbahari muhtesem bir sehirde yasadigimi soylemis miydim?

Thursday, October 22, 2009

teshis

kış göstermem sana ben hep baharım zihniyetinin midemi deldigi noktadayım.

(fotograf: bugun, Urbana, Illinois)

Wednesday, October 21, 2009

for some reason i can't explain

uyumadan once alemlerin cengaver kraliyken, ayni gecenin sabahi sogan cucugune donusebiliyor insan. hissetmekle alakali hersey.

Friday, October 16, 2009

cuma

'en sevdigi renk mor olan koyun'*

sigara: sevmem, icmem. dumana, kokuya, havami kirletene tahammul edemem.
cumleler: teoman'in insanlik halleri'nden.
cizimler: defter koselerinden.
mesele: beklemeyi sevmemem.
persembe: cuma yarisidir.
fotograf: nikah sekerinden.
vazo gulleri: polimer kilden.

Thursday, October 08, 2009

gercek kesit

velhasil kelam, kapi icerden aciliyormustu...

Wednesday, October 07, 2009

carsamba

'insan bekliyor...bekliyor iste'*

Tuesday, October 06, 2009

sali

'ne zaman anlaşmış ki kalple beyin'*

Monday, October 05, 2009

pazartesi

'ihtimalsiz bir hayal yok ki dunyada'*

Wednesday, September 23, 2009

suursuz tehdit

(iki laf arasi arasi sessizligi)
-kedi alalim mi ??
-hayir.
-YA KEDI YA BEN !!!!!
- sen.
(southpark sessizligi)

Monday, September 21, 2009

biriki ciddi laf

Hamurlarimi, boyalarimi, kalemlerimi, fircalarimi onume alip cok acayip sanatsal, sofistike ve nezih calismalar yapma niyetiyle basladigim islerin sonucu ekseriye husran... oysaki, super zarif bir kolye pisirip haftasonu gezisine dahil etmekti amacim. kendimi ciddiyete davet edemedigim gibi, kolyem, daldigim ortamlarin ciddiyetini sarsiyor. pismanim diyemem.


Thursday, September 17, 2009

bugunlerde...

makalelerin en sevdigim yani, sirtlarinda lazim olmadigi kadar bos beyaz sayfa tasimalari...